Şecâ`atnâme
Tarih: 30.11.2099 Saat: 00:00
Konu: Basında Osmanlı


Şecâ'atnânme (2.Baskı) Özdemiroğlu Osman Paşa'nın Şark (Doğu) Seferleri.

(Hazırlayan: PROF. DR. ABDÜLKADİR ÖZCAN)

CXVII + 582 Sayfa (Bibliyografya ve Dizin) (İngilizce değerlendirme kısmı ilaveli) ISBN: 9944 -905-12-7

Meş'aleler Savaşı için harika bir minyatürlü armagan: Şecâ'atnâme
 

Takdim edilen çalışma XVI. asrın ikinci yarısının çok önemli kesitini veren bir eser olan Şecâ`atnâme'nin nüsha farklılıklarının işaretlendiği, müellifi probleminin çözüldüğü, eser ile ilgili oldukça geniş bir giriş ve her şeyden önemlisi indeksin yer aldığı, lüks kağıt ve ciltte büyük boy bir tıpkı basım neşridir. Eser ve önemi hakkında önsöz ve giriş bölümlerinden derlediğimiz bazı bilgileri aşağıya alıyor ve bu kıymetli eseri bizlere kazandıran Prof. Dr. Abdülkadir Özcan Hocamızı ve yayınevini tebrik ile ilgililere ve araştırıcılara faydalı olmasını diliyoruz.


 

22 x 29 cm., LXXVII+582 sayfa, Türkce-İngilizce giriş ve inceleme, kapsamlı bir bibliyografya ve indeks var, ciltli.
 

Şecâ`atnâme
 

Sultan III. Murad dönemi (1574-1595) İran seferleri çeşitli eserlere konu olmuştur. Bu eserler arasında fiilen seferlere katılmış, alınan yerlerin tahririni yapmış, bazen de ordu kumandanlığında bulunmuş, sancak beyi olmuş Âsafî Dal Mehmed Paşa'nın kaleminden çıkmış Şecâ`atnâme'nin müstesna bir yeri vardır. Özdemiroğlu Osman Paşa'nın 1578-1585 yılları arasındaki serdarlığı sırasında meydana gelen savaşların tafsil edildiği bu eser, manzum gazavâtnâme geleneğinin güzel bir örneği olarak kabul edilmiştir. Ancak yakın zamanlara kadar tarihçilerin pek dikkatini çekmemiş, minyatürleri dışında kaynak değeri üzerinde çalışma yapılmamış, hatta eserin yazarı Âsafî Dal Mehmed Çelebi (Bey, Paşa) iken, bazı çalışmalarda ve kütüphane kataloglarında Okçuzâde Koca Defterdar Mehmed Paşa olarak gösterilmiştir.
 

Bu bakımdan ilgili çalışmada öncelikle müellifin kimliği üzerinde durulmuş ve çağdaş kaynaklara dayanılarak konu açıklığa kavuşturulmuştur. Bu yapılırken müellifin biyografisi hakkında verilen bilgiler genellikle esere dayandırılmıştır. Eserin yazılış sebebi, yazılış tarihi ve muhtevası çalışmanın bir başka önemli kısmını teşkil etmektedir. Şecâ`atnâme'nin günümüze ulaşan iki nüshasından minyatürlü olanında yer alan resimler, Saray nakkaşhanesinde yapılan enfes minyatürler olup, seferler ve savaşlar sırasında vukua gelen önemli hâdiseleri gerek sanat değeri gerekse görsel malzeme olarak destekleyen fevkalâde önemli belgeler durumundadır. Neşirde 77 adet minyatürle süslenen ve dönemin padişahı  III. Murad'a sunulan daha mutena nüsha esas alınmış, ancak diğer yazma ile yapılan karşılaştırmada görülen farklara da ayrıca temas edilerek araştırmacıların dikkatine sunulmuştur. Doğrudan şairinin müşahedelerine dayanan eserin diğer sözlü ve yazılı kaynaklarına da değinilmiş, ardından böyle önemli bir eseri kaynak olarak kullanan tarihçilerden söz edilmiştir. Şairin dili, üslûbu ve eserin sanat değeri, araştırmanın son kısmını oluşturmuştur. Eklenen analitik indeks ile de araştırmacılara kolaylık sağlanmak istenmiştir. Nihayet ilk baskısında bulunan ve istenmeyen bazı hatalar bu ikinci baskıda giderilmeye çalışılmış, ezcümle birinci baskı s. 134 (vr. 67b), s. 264 (vr. 132b) ve s. 496 (vr. 249b)'deki eksik minyatürlerin doğruları konulmuş; s. 274-275'e yine nâşirin bilgisi dışında konulan minyatürler çıkarılmıştır. Bundan dolayı ikinci baskıda numaralandırma s. 274'ten itibaren ikişer sayfa geri kaydırılmış ve eserin orijinal varak numaraları bu baskıda muhafaza edilmiştir. Bu arada ilk baskıda gözden kaçan bazı vezin hataları da düzeltilmiştir.
 

Eserin Muhtevası şöyle sıralanabilir:
 

Şecâ`atnâme, Özdemiroğlu Osman Paşa'nın şark sefer ve zaferlerine tahsis edilmiş ve bu serdarın 986 (1578)'da başlayıp 993 (1585) yılına kadar devam eden İran seferleri ve savaşları hakkında manzum mesnevi tarzında yazılmış bir kitaptır. Klasik tarzda Allah'a hamd ü senâ ile başlayan eser, Hz. Peygamber'e salât ü selâm ve devrin padişahı III. Murad'a ve oğlu Şehzâde Mehmed'e övgü ile devam eder. Âsafî, mensur dîbâcesini, Sultan Murad'dan bol bol ihsanlar ve yüksek makamlar talebiyle bitirir. Daha sonra, "Fihrist-i Muhârebât-ı Paşa-yı şecâ`at-me'âb" ve "Ser-nüvişt-i guzât-ı vâkı`a-i kāil-i kitâb" başlıkları altında eserin bazı konu başlıklarını verir. Ardından manzum münâcât ve manzûm na`t gelir. Daha sonra Dört Halife övülür. Dönemin padişahı Sultan Murad tekrar övüldükten sonra, o yıllarda geçen, birçok esere ve minyatüre konu olan kuyruklu yıldızdan söz edilir.  Bu arada Kıbrıs fatihi Lala Mustafa Paşa övülmesinin ardından, Özdemiroğlu Osman Paşa'nın 986 (1578) Çıldır zaferinden söz edilir. Osman Paşa'nın Tiflis fethi için gönderilmesi, bu sırada yollarda çekilen zahmetler, Lala Mustafa Paşa'nın Şirvan'a vusulü ve bu arada tarihî Türk şehri Ereş'in özelliklerinden bahsedilir. Diğer beylerbeyilerin kabul etmemesi üzerine Osman Paşa'nın vezaretle Şirvan'da kalması; görev yerlerinde yapılan değişiklikler sırasında Dal Mehmed Çelebi'nin de Osman Paşa'nın tezkirecisi olup maiyetinde bulunması; Osman Paşa'nın aslı ve neslinin ne olduğu; Habeşistan, Yemen ve günümüz Ortadoğu'sundaki faaliyetleri; Osman Paşa'nın Arapların Bâbülebvâb, Türklerin Demirkapı, Acemlerin de Derbend dedikleri ünlü şehrin fethi için gayretleri; bu arada çekilen zahire sıkıntıları; Şirvan Hakimi Eres Han kumandasındaki Safevîlerle yapılan savaşlar; Şah oğluyla Şemahı'da yapılan çarpışmalar ve çekilen sıkıntılar, bu sırada askerin serdara başkaldırışı; Kırım Hanı Mehmed Giray'ın Demirkapı'ya gelmesi, Osman Paşa'nın Şirvan'a hareketi ve burayı istirdadı; Bakü'ye asker göndermesi; Kırım Hanı Mehmed Giray'ın, kardeşi Gazi Giray ve oğlu Saadet Giray'ı muhafız bırakarak Kırım'a dönmesi; asker arasında görülen firar olayları; Gazi Giray'ın vasıfları; serdarın nasihatlerine rağmen Saadet Giray'ın da Kırım'a dönmesi; Bakü kalesinin tamiri ve şehrin özellikleri; bu arada "neft ile memlû idi mahzenleri", "çâhlar vardır içi pür-neft idi" mısralarıyla ve
 

"Nice yüz bin neft olur hâsılları;
Nakid on yük akça var vâsılları"
 

beytiyle Bakü'nün petrol zenginlikleri; Safevî kumandanı Selman Han ile yapılan savaşlar; Safevîlerin Bakü'yü muhasaraları; Şemahı'nın Kızılbaşlar tarafından kuşatılması üzerine aralarında Âsafî'nin de bulunduğu yardım kuvvetlerinin çok zor durumda kalmaları, hatta bazısının soğuktan donması; Âsafî'nin esareti ve kuyu hapsinde çektiği sıkıntılar, Osman Paşa'nın İmam Kulu ile savaşları ve Osmanlı galibiyeti, Şemahı kalesinin inşası, Özdemiroğlu'nun Anadolu'ya teveccühü ve bu sırada Ruslarla savaşması, Rusların firarı; Kırım Hanı âsi Mehmed Giray'ın cezalandırılması; Osman Paşa'nın Karadeniz üzerinden Kılıç Ali Paşa ile birlikte İstanbul'a dönmesi; Sultan Murad'ın huzurunda maceralarını anlatması; sadrazamlığı ve Tebriz seferine hareketi; kendisine Veziriâzam Osman Paşa tarafından Kefe beylerbeyliği ile "9 kere yüz bin akçelik" has tayini, fakat onun ölümünün ardından bunların Ferhad Paşa tarafından elinden alınması üzerine mağduriyetini uzun bir şikâyetnâme ile Sultan Murad'a arzı gibi konular oluşturur. Minyatürlerin genellikle konuların sonlarında verilmesi dikkati çeker. Müellif kitabının hâtime kısmında, Tebriz'in fethinden, ancak Osman Paşa'nın asıl amacının Kazvin olduğundan bahsettikten sonra, Tebriz fethinin eserinin sonu olduğunu, şayet duyduklarını da yazsa idi eserinin çok daha hacimli olacağını, buna gerek görmediğini, yalan haberleri kitabına almadığını ifade eder ve,
 

"Feth-i Tebriz oldu hem hatm-i kitâb"
 

diyerek, sözlerine son verir.
 

Kaynak Değeri ve Sonuç:
 

986-993 (1578 –1585) yılları arasında Safevîlerle yapılan savaşları konu edinen Şecâ`atnâme'nin birinci elden kaynak değeri tartışılmaz. Zira bizzat bu savaşların içinde bulunmuş ve zaman zaman kumandanlık yapmış, alınan yerlerin kaydını tutmuş birinin kaleminden çıkan eser büyük ölçüde Âsafî'nin gözlemlerine istinat eder. Ancak sadece Özdemiroğlu Osman Paşa'nın seferlerini ele alması ve bu serdar adına yazılması ile bir methiye özelliği taşıması dolayısıyla sübjektif bazı ifadelere yer vermiş olabileceğini de göz ardı etmemek gerekir. Eserin asıl kıymetli yanı, hemen her önemli hadisenin bir veya birkaç minyatürle tasvir edilmiş olmasıdır. Sanat tarihi açısından olduğu kadar, siyasî tarih bakımından da dönemin olaylarını canlı bir şekilde yansıtan bu minyatürlerin değerlendirilmesi başlı başına bir uzmanlık ve araştırma konusu olabilecek niteliktedir. Âsafî Dal Mehmed Bey tarafından Firdevsî'nin Şehnâme'si örnek alınarak bir Osmanlı vezirinin savaşlarını ve zaferlerini konu alan ve manzum mesnevî tarzında kaleme alınan Şecâ`atnâme, orijinal bir tarih kaynağı olduğu kadar, minyatürleriyle de devrin sefer hallerini ve psikolojisini tasvir eder ve içinde bulunduğu olayları gerçeğe yakın bir şekilde yansıtır.
 

Dr. Mesut Aydıner



Bu haberin geldigi yer: Osmanlı Araştırmaları
http://www.os-ar.com

Bu haber icin adres:
http://www.os-ar.com/modules.php?name=News&file=article&sid=240491