0
Makaleler | Osmanlı Tarihçileri | Osmanlı Tarih Deyimleri | Osmanlılar | Popüler Konular | Olaylar| Osmanlı Bibliyografyası | Bildiriler
Süreli Yayınlar| Arşiv Belgeleri & Rehber | Doktora Tezleri | Mücmel Osmanlı Tarihi


· Ana Sayfa
· Anketler
· Araştır
· Hesabınız
· İletişim
· Konular
· Metin Sürümü
· Tavsiye Et
· Yazı Gönder



Şu an sitede, 22 ziyaretçi ve 0 üye bulunuyor.

Kayıtlı değilsiniz. Buraya tıklayarak ücretsiz kayıt olabilirsiniz.



Oryentalistlerin Gözüyle
31 Mart Fotoğrafları
Çeşitli Vesikalar
Osmanlı Arşivinden
Kisve Bahası Belge
Mulâj-i Ruznamçe
Gazavat-ı Murad
Ahkâm Defteri
Feth-i Estergom
ingilizce haritalar
Türkçe haritalar
Şeriyye Sicilleri
Fermanlar
Ermeni Vahşeti
Topkapı Sarayı
Surnâme-i Vehbi
Kıyâfet-nâme
Osmanlı Kilimleri
Osmanlı Nakışı
Osmanlı Vazoları
Osmanlı'da Bağdad











Ottoman History Writing



Nuruosmaniye Kütüphanesinde Bulunan Bazı Kazasker Ruznamçeleri



Europe''s Muslim Capital



Changing Perceptions of the Ottoman Empire: The Early Centuries



Christians, Jews and Muslims in the OttomanEmpire: Lessons for Contemporary Coexistence



Islamızatıon In The Balkans As An Hıstorıographıcal Problem: The Southeast-European Perspectıve



The Guilds Of Jerusalem in Ottoman Period

Hanedan: Bursa Dağ Yöresinde Yörük-Türkmen Teşekkülleri

Anonim writes "Ömer Faruk DİNÇEL
Tarih Öğretmeni/Araştırmacı




Dağ Yöresi denilince ilk akla Bursa’nın 4 Dağ İlçesi ; Orhaneli,Harmancık,Keles ve Büyükorhan gelmektedir.

Orhaneli’nin gerek Osmanlı öncesi gerekse Osmanlı dönemindeki ismi Hadrianus veya Adranos’tur.Dağ Yöresi’nin merkezi konumundaki bu şehrin 1325 yılında Orhan Bey tarafından fethedilmesinden sonra yöre tamamen Türk hakimiyetine girmiştir. Yöre toprakları Doğu Roma İmparatorluğu döneminde imparatorların avlanma sahası olmuş ve yörenin bir çok yerine Ilıca ve hamamlar yapılmıştır.Dağ Yöresi’nin Osmanlı dönemindeki konumu da çok önem arzetmektedir.Osmanlı Devleti’nde Dağ Yöresi ile en fazla ilgilenen padişah I.MURAD olmuştur.Bir çok köy bu padişah zamanında vakıf yapılmıştır.Yöre,diğer Osmanlı padişahlarının da ilgisini çekmiştir.Zira Osmanlı saray mutfağı olan MATBAH-I AMİRE’nin tavuk,hindi ve yumurta ihtiyacı ile devletin kereste ve saman ihtiyacı da Dağ Yöresi köylerinden sağlanmıştır.Yine Dünyada ilk krom bulunan yer Harmancık’tır.1848 yılında burada Lawrence Smith adında bir Amerikalı jeolog tarafından bulunmuştur.Özellikle Osmanlı’nın son yıllarından Cumhuriyet dönemine kadar devlet, yöredeki bu maden sahalarını gayr-i müslim işletmecilere vererek bu madeni Avrupa’ya ihraç etmiş ve önemli bir gelir sağlamıştır.Aynı şekilde Karagöz’ün Orhaneli’de Karakeçili Aşiretinden Kara Oğuz adında bir köylü olduğunu da söyleyenler vardır.



Meşhur tarihçi İsmail Hami Danişmend,tarihçi Hayrullah Efendi’nin Bursa’ya yapmış olduğu seyahat notlarını “ÜÇ BURSA” adıyla derlemişti.Üç Bursa adlı bu eser ,üç farklı Bursa’yı yansıtmaktaydı.Değişen bu “Bursa madalyonu”nun aslında diğer bir yüzü daha vardı.Bu yüz ; kendisini Uludağ’ın şefkatli kollarına bırakmış,onun sularıyla beslenmiş,reçine kokulu havasıyla canlanmış ,Osmanlı’nın bir nevi kültürel nüvesi, Yörük ve Türkmen beldesi “Bursa Dağ Yöresi” dir. Dağ Yöresi köylerinin genel yapısına bakıldığında ,aynı kültürü paylaşan Yörük Oymak ,Aşiret ve Cemaatler tarafından kuruldukları görülür.Yöredeki köylerde görülen bir takım adet, gelenek ve görenek farklılıkları , coğrafi özelliklerden ve özellikle insanların ekonomik durumundan kaynaklanmıştır.

Yörük , yürümek fiilinden gelir.Anadolu’ya Orta Asya’dan gelip yurt tutan göçebe Oğuz Boylarına verilen bir isimdir.Toplam 24 Oğuz Boyu vardır.Bu Boylar ,1071 Malazgirt Zaferinden sonra Anadolu’nun dört bir tarafına dağılmışlar ve Anadolu’yu yurt edinmişlerdir.13.yy. ortalarında Kayıların bir kısmı Söğüt ve Domaniç havalisine gelip yerleştikleri bilinmektedir.Fetihlerle birlikte Orta Asya Türk Yurtlarından kopup gelen bu yörük taifeleri ve göçebe Türkmenler yoğun olarak Eskişehir,Bilecik,Bursa ve Balıkesir çevrelerine yerleşmişlerdir.

Faruk SÜMER,Kızılırmak’ın doğusundaki Türk göçebelerine ; “TÜRKMEN” , batısındakilere de “YÖRÜK” dendiğini ifade eder.Genel olarak kırsal kesimlere yerleşenlere Yörük,yöreye çok daha önceleri yerleşenlere ise “MANAV” adı verilmiştir.Dağ Yöresi insanına sorulduğunda ise kendisini “Manav” ,Dağlı veya eski Yörük olarak tanımlar.Zira yöre köylerinin kuruluş dönemleri incelendiğinde bir kısım köylerin 1530 yılından önce kurulduğu,diğer kısmının ise bu tarihten sonra kurulduğu görülür.Örneğin Köseler,Karardıç,Ballısaray ,Alpagut ve Kızılçukur köyleri Dağ Yöresinde ilk kurulan köylerdendir.Buna karşılık son kurulan köyler arasında Harmancık’ın Çamoğlu ve Saçaklı mahalle –köylerini sayabiliriz.Zira bu köyleri kuran göçebe yörük taifeleri, 1845 yılından sonra Abdülmecid döneminde, Bursa valisi Ahmet Vefik Paşa tarafından iskan edilmişlerdir.Dağ Yöresinde Domaniç’ten Keles’e kladar uzanan coğrafi sahada dağ başlarında ,dere kenarlarında ve ovalarda bir çok yörük oymak,aşiret ve cemaati yerleşerek köyler kurulmaya başlanmıştır.Özellikle bu hat üzerinde Adranos’un (yani Orhaneli’nin) 1325 yılında Orhan Gazi tarafından fethinden çok daha önce muhtemelen iki kuşak önce Yörük teşekküllerinin varlığı söz konusudur.Örneğin Keles, Anadolu Selçuklu Hükümdarı I.ALAADDİN KEYKUBAT döneminde bir uç beyi olan Süleyman Şah’ın önderliğindeki Türk Oymağının yerleşim yeriydi.

Yöreye daha önce ulaşmış olan bu teşekküllerin içersinde yaşayan Alplerin ,Horasan Erenlerinin ve Türkmen Dervişlerinin Osmanlı kuvvetlerine yol gösterip Adranos’un fethine de bizzat katıldıkları yöre halkının dilinde nesilden nesile aktarıla gelmiştir.Bu fetihle birlikte bir çok Yörük Oymak Aşiret ve Cemaati Dağ Yöresini yurt edinmişlerdir.Yöreye gelerek yerleşik düzene geçmek isteyen Yörüklerin bir kısmı, yerli Rumların deprem, veba salgını ve eşkıya baskınları nedeniyle terk ettikleri yerlere gelip yerleşmişlerdir.Böyle yerleşimlere yörükler ; “VİRAN veya ÖREN “ adını vermişlerdir. Örneğin ; Gedikören,Belenören,Issız- ören,Örencik vb.

Sürekli göçebe bir halde bulunan bu yörük taifeleri eğitim yönünden ve özellikle müslüman olmalarına rağmen İSLAMİ BİLGİLERDEN yoksundudular.Çoğu okuma yazma bilmekten uzaktı.Bu nedenle halkın “DEDE” diye isimlendirdiği Ak Sakallı Bilginler,Horasan Erenleri ve Sunni Türkmen Dervişleri bu Yörük topluluklarının içlerine girerek ,kurdukları köylerde yaşayarak onlara bir takım basit tasavvufi fikirleri ve uygulanması çok kolay olabilecek uygulamaları kolayca benimsetmişlerdir. Sunni TÜRKMEN DERVİŞLERİ ‘ nin hurafeleri de içeren basit tasavvufi fikirleri , yöredeki konar ve göçerlere çok daha cazip gelmiştir.İşte bu nedenledir ki günümüze kadar ulaşan bir takım hurafeler hem Orta Asya kökenli geleneklere sıkı sıkıya bağlılığın hem de bu uygulamanın bir sonucudur.Örneğin ; bazı köylerde “DEDE” nin eğlenceyi çok sevdiğine inanılarak davul çalıp mezar çevresinde oynanır,ve “Dede “ mezarının bulunduğu alandan ağaç kesilmez herhangi bir şey alınmaz.Zira “Dede”nin zarar vereceğine inanılır.Yine meşe ,ardıç gibi bazı ağaçlar kutsal olarak kabul edilip bunlara çaputlar bağlanarak dilek tutulur.Ölü aşı verilir.Dede’ye adak adanır vb...

Yörükler arasında “Horasan Erenleri” olarak bilinen bu zatlar,kendi dönemlerindeki toplulukların manevi dinamikleridirler.Bir bakıma konar göçerler bu zatlar sayesinde hem DİNİ hem de MİLLİ benliklerini koruyabilmişlerdir.Yöre köylerinin kuruluş yapıları incelendiğinde bir takım köylerin bu Dedelerin önderliğinde kurulmuş olduğu görülür. Dağ Yöresinde de bu Türkmen Dervişler,dağ başlarında yer açıp ziraatle meşgul olmuşlar,savaş zamanlarında da savaşlara giderek gaza yapıp cihad etmişlerdir. Anadolu’nun bir çok köyünde olduğu gibi Dağ Yöresinde de bu koloni hareketini başarıyla ifa etmişlerdir.

Tür kabile ve aşiretlerine URUK,BOY,OYMAK,ULUS,AVUL ve OBA denmektedir.Avul ile Oba aynı anlamdadır.Boy reislerine Bey,Oynak reislerine de Ağa denmiştir.

Her bir Türk bölüntüsü muhakkak bir isim altında anılmıştır.Yöre köylerinin isimleri incelendiğinde de Oymağın ileri geleninin ismi Oymağın adıyla anılmıştır..Örneğin;Hasanviran,Hüseyinviran,Fadıl,Yunuslar,Yakuplar,Osmanlar,İshaklar,Haydar,Dündar,Davutlar vb... Yöreye yoğun olarak KAYI,KINIK,EYMÜR VE BAYINDIR BOYLARI ile KARAKEÇİLİ ve KIZILKEÇİLİ Aşiretlerinin bölüntüleri yerleşmiştir.Cevdet TURKAY’ın “OYMAK AŞİRET VE CEMAATLER” adlı eserine göre ; Dağ Yöresine yerleşen Yörük ve Türkmen taifeleri şunlardır ;Beytimur ve Bozbey Oymakları ADRANOS KAZASINA,Karaoruç ve Karataşlı Oymakları HARMANCIK KAZASINA,Kınıklı ve Mahanlı Aşiretleri ADRANOS KAZASINA,Cervi,Oran ve Pehlüvanlı Aşiretleri HARMANCIK KAZASINA,Demirciler,Karagözler,Karakızlı ve Söğüdoğulları Cemaatleri ADRANOS KAZASINA,Basak,Bekdaşlar,Hakkılar,Köseler ve Nusratlar Cemaatleri de HARMANCIK KAZASINA yerleştirilmişlerdir.

17.yy. ise batı,güneybatı ve Anadolu’daki yörük topluluklarının nüfuslarının artması ve yaylak sıkıntısının çekilmeye başlanmasıyla birlikte güneydeki Menteşe Yörükleri kuzeye doğru ilerleyerek Bursa çevresine kadar uzanmışlardır.Ulu Yörüklerinin bazı oymakları önce Eskişehir ve çevresine oradan da batıya doğru Balıkesir yöresine kadar dağılmışlardır.Kulağuzlu,Gökçelü,İkizli,Karakeçili gibi bölüntüler ULU YÖRÜKLERİ ‘ ne mensuptur.Osmanlı Arşiv belgelerinde Abdülmecid döneminde 1844-1845 yıllarında Harmancık,Keles ve Büyükorhan’ı da içine alan ADRANOS KAZASI’nda bulunan GÖÇGÜNCÜ YÖRÜKLERİN kayıtları tutulmuş, sayımları yapılmıştır. Buna göre kaza sınırları içersinde 16 BÜYÜK YÖRÜK TAİFESİ bulunmaktadır.Yapılan sayımda bu Yörük Taifelerinin devlete ödedikleri kışlak ve otlak vergisi miktarları ile hayvan sayımı yapılarak mal varlıkları tespit edilmiştir.Bu yörük taifeleri şunlardır ;

Osman oğlu Ali,Poz Oğlan oğlu Mehmet ve karındaşı Bekir,Yörük Hasan oğlu Ahmet ve karındaşı İbrahim,Hüseyin Bey yetimi Mehmet,Deveci Ali,Mustafa Bey oğlu Ali,Çelimli oğlu Halil’in Zevcesi,Çam oğlu Mustafa,Çam Hasan oğlu Mehmet,Terzi oğlu Mehmet,Kocagöz oğlu Hüseyin,Kara Ali oğlu Ali,Altun oğlu Halil,Altun oğlu Ömer,Kara Mehmet,Ve, Boz oğlu Mehmet

Dağ Yöresinde mevcut olan bu yörük taifelerinin büyük bir kısmı 1851 yılında Abdülmecid döneminde ,dönemin Bursa Valisi AHMET VEFİK PAŞA tarafından iskan edilmişlerdir.Örneğin ; Orhaneli’nin Çeki Köyü halkı ,aynı tarihlerde iskan edilmiştir.Bu köyün banisi ve ilk muhtarı İbrahim Kahya’dır.Bu Oba, yazın Domaniç yakınlarındaki TEVLEZ yaylasında ,kışın da köyün şimdiki bulunduğu alanda kışlamaktaydı.

ULUDAĞ YÖRÜKLERİ denilince akla başta KARAKEÇİLİ ve KIZILKEÇİLİ Yörükleri gelmektedir.Bu iki Yörük gurubu yaşam tarzları bakımından birbirinde ayrılırlar.En basit olarak Karakeçililer’in çadırları Karaçadır, Kızılkeçililer’in çadırları da alaçıktır.Yine Karakeçililer yük taşımada atı kullanırlarken Kızılkeçililer ise Deveyi kullanmışlardır.

KARAKEÇİLİ AŞİRET halkı 1840’lı yıllardan itibaren Hüdavendigar Vilayetinde dağınık bir şekilde iskan edilmiştir.İskan edilen Karakeçililer kurdukları 101 köyde 2.865 hane oluşturarak 14.521 nüfusa ulaşmışlardır.Adranos Yaylalarının tarih boyunca İnegöl ve Söğüt’ten gelen yörüklerce de yaylak olarak kullanıldığı tahrir defterlerinde zikredilmektedir.Örneğğin ; İnegöl Kazasında kışlayan KARA BAGİ adlı Yörük Cemaati Adranos Kazasında Akçaköy ‘de yaylamaktadır.Yine Söğüt Yörükleri içersinde yer alan BAHŞILAR,KEÇELÜ,BAŞI KARALAR gibi Yörük Cemaatleri de Adranos kazasında yaylamaktadırlar.

Günümüzde bile Dağ Yöresinde halen yarı konar göçer Yörük Oymakları bulunmaktadır.Bu yörükler yazın KELES-DOMANİÇ hattında bulunan yaylaklarında durup, kışın da Aliova,Dursunbey ve Gökçedağ taraflarına gitmektedirler.Genel olarak Kasım ayı başında yayladan kışlağa göç başlar.Göç güzergahı Domaniç ile Keles arasında bulunan yaylalardan başlar Domaniç’in Sarıot köyünden ,Hereke Boğazından veya Karamanlar-Kızılçukur güzergahından Kocasu geçilerek GENCER YAYLASINA , buradan da Eşen Deresinden Harmancık İlçe sınırlarına girilir.Harmancık’ın Küplü Sertlecik dağları aşılarak Kozluca üzerinden Kocapınar yakınlarından Aliova’ya ,Gökçedağ’a veya Dursunbey kışlaklarına varılır.

Yaylaya dönüş ise Hıdırellez ile birlikte Mayıs ayında başlar ; Alutça-Dutluca-Meyran Dağı-Eşen Deresi-Gencer Yaylası hattı izlenerek Kocasu’ya gelinir.İlk konaklama burada yapıldıktan sonra Düvenli hattı izlenerek Sarıkayalar’a gelinir.İkinci konaklama da burada yapılarak sırasıyla ELMACIK,EĞRİDERE ve diğer yaylalara çıkılır.

Son birkaç yıldan beri mevcut yörük taifeleri de yerleşik düzene geçmeye ve bu canlı kültür yok olmaya başlamıştır.Son bakiyeler de yörede tek tük gözüktükleri , dağlarda hayvancılık yaparak geçimlerini sağlamaya çalıştıkları ve eskisi gibi göç etmedikleri görülmüştür.
"

 

· Daha fazla osmanlı toplum yapısı
· Haber gönderen mehmetipci


En çok okunan haber: osmanlı toplum yapısı:
Bir Babanın Yürek Yangınları




Ortalama Puan: 4.92
Toplam Oy: 295


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü






 Yazdırılabilir Sayfa  Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder  Bu Haberi Arkadaşına Gönder



Ziyaretçi İstatistikleri

Açılış Sayfası Yap

Mehmet İPÇİOĞLU tarafından hazırlanan bu site.


3 Temmuz 2001'de aramızdan ayrılan Nejat Göyünç'e İthaf Edilmiştir




Sayfa Üretimi: 0.205 Saniye