0
Makaleler | Osmanlı Tarihçileri | Osmanlı Tarih Deyimleri | Osmanlılar | Popüler Konular | Olaylar| Osmanlı Bibliyografyası | Bildiriler
Süreli Yayınlar| Arşiv Belgeleri & Rehber | Doktora Tezleri | Mücmel Osmanlı Tarihi


· Ana Sayfa
· Anketler
· Araştır
· Hesabınız
· İletişim
· Konular
· Metin Sürümü
· Tavsiye Et
· Yazı Gönder



Şu an sitede, 46 ziyaretçi ve 0 üye bulunuyor.

Kayıtlı değilsiniz. Buraya tıklayarak ücretsiz kayıt olabilirsiniz.



Oryentalistlerin Gözüyle
31 Mart Fotoğrafları
Çeşitli Vesikalar
Osmanlı Arşivinden
Kisve Bahası Belge
Mulâj-i Ruznamçe
Gazavat-ı Murad
Ahkâm Defteri
Feth-i Estergom
ingilizce haritalar
Türkçe haritalar
Şeriyye Sicilleri
Fermanlar
Ermeni Vahşeti
Topkapı Sarayı
Surnâme-i Vehbi
Kıyâfet-nâme
Osmanlı Kilimleri
Osmanlı Nakışı
Osmanlı Vazoları
Osmanlı'da Bağdad











Ottoman History Writing



Nuruosmaniye Kütüphanesinde Bulunan Bazı Kazasker Ruznamçeleri



Europe''s Muslim Capital



Changing Perceptions of the Ottoman Empire: The Early Centuries



Christians, Jews and Muslims in the OttomanEmpire: Lessons for Contemporary Coexistence



Islamızatıon In The Balkans As An Hıstorıographıcal Problem: The Southeast-European Perspectıve



The Guilds Of Jerusalem in Ottoman Period

İdris-i Bitlisi'den Barzani'ye!

Ali BULAÇ

Tarih kitapları Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran seferine çıkarken -öncesinde ve sefer sırasında- Kürt aşiretleriyle kurduğu ilişki hakkında önemli bilgiler verir. (Mesela İ. Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, II, 275 vd.)

Bu bilgilerden anlıyoruz ki, bugün Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğu'su ile tabii uzantıları durumunda olan Kuzey Irak ve Suriye'de yaşamakta olan Kürt aşiretlerinin verdiği karar, savaşın genel gidişatı ve elbette Osmanlı'nın Doğu'daki varlığı üzerinde belirleyici rol oynamıştır. Osmanlı ordusu Tebriz'den ayrıldığında Diyarbakır Safeviler'in kuşatması altındaydı. Kuşatmanın kaldırılması için Konya Beylerbeyi Hüsrev Paşa görevlendirildi. Şeyh İdris-i Bitlisi belli başlı Kürt beyleri ve 10 bin gönüllü Kürt ile ona iltihak etti. Karahan dayanamayıp Mardin tarafına çekilmek zorunda kaldı; böylece Diyarbakır ve Mardin Osmanlı'ya geçmiş oldu.



Bu olayda Şeyh İdris-i Bitlisi büyük rol oynadı. Bu suretle Urmiye, İtak, İmadiye, Cizre, Eğil, Bitlis, Hizan, Garzan, Palu, Siirt, Hısn-ı Keyf (Hasankeyf), Meyyafarikin (Mafarkın), Cezire-i İbn Ömer ve diğer 25 önemli mıntıka beyi Osmanlı'ya dahil oldu. Bunların arasında Kürt beylerinden Bitlis hakimi Emir Şerafeddin, Hizan meliki Emir Davud, Hısn-ı Keyf emiri Melik II. Halil ile İmadiye hakimi Sultan Hüseyin önemliydiler. Osmanlı'ya katılan eyalet ismiyle büyük Kürt beyleri sancakları şunlardı: Cezire, Bitlis, Suran, Hısn-ı Keyf, İmadiye, Çemişkezek. Aşağı Kürt beyleri: Hizan, Sason, Palo, Çapakçur, Eğil, Sincar, Elok, Çermük, Hızo, Zerik ve Siverek.

Tarihçilerin ortak kanaatine göre, ancak bundan sonra Mısır seferi rahatlamış, özellikle Halep'in iltihakından sonra Malatya, Urfa, Behinsi, Ergani, Harput, Divriği, Siverek ve ikinci defa Mardin Osmanlı idaresine katılmıştır. Elcezire ve Doğu Anadolu'nun elde edilmesi sürekli bir biçimde uğraşılarak üç senede sona ermiş ve bu uğraşıda Şeyh İdris-i Bitlisi'nin yine büyük hizmetleri görülmüştür.

Yavuz'un Kürt beyleriyle kurduğu ilişkinin esası "karşılıklı işbirliği ve çıkar"dır. Zaten Osmanlı idaresinin eyaletlerle olan ilişkisi belli çerçevede oluşmuş akitlere dayalıydı. Mesela belli bir vergi ile savaş zamanlarında verilecek asker sayısının tespiti dışında rahatsızlık verici mükellefiyetler yoktu. Eyaletler kendi sivil hayatlarında serbest idi; Osmanlı devleti kimsenin yaşam biçimine, dinine, örf-âdet ve diline müdahale etmezdi.

Bugün için durum, bu çerçeveden tümüyle kopuk değil. Kürtler, yeni bir tarihin eşiğinde bulunduklarını düşünüyorlar. Ortadoğu halkları farklı bir mecrada akıyor; Kürtler her ne istiyorsa, kendilerini Müslüman dünyanın ve bölgenin kaderinden, içine girdiği ana mecradan ayrı tutamazlar. Ancak Kürtlerin tarihte olduğu gibi, bugün de karşılıklı dayanışma ve çıkar temelinde sağlıklı, adil ve kalıcı işbirliklerine ihtiyaçları var. Aksi halde ne kendileri huzur bulur ne bölge yabancı istila ve müdahalelerden kurtulur.

Kendisine çok kızdığımız Barzani, satır aralarında önemli şeyler söylüyor: "Irak'ta Sünnileri 21 Arap ülkesi destekliyor, İran ve bütün Şii dünya Irak Şiilerinin arkasında. Bizi destekleyen kimse yok. Bizim Amerika ve İsrail'e yakınlaşmamızdan şikâyet edenler biraz da kendi tutumlarına baksınlar!"

Barzani, büsbütün haksız mı, bölünme sürecindeki Irak'ta pozisyon almaya çalışırken, kimi işaret ediyor? Türkiye, Suriye, Irak ve İran muttasıl bir coğrafyayı paylaşıyorlar; ne Türkiye'nin iktidar elitleri sanki Londra'nın lordlarıymış gibi oryantalist bir gözle bakıp bölgenin gerçeklerine ve tarihe sırtlarını çevirebilirler, ne bölge ülkeleri ve güçleri bu hengâmeden tek başlarına tam kazanç sağlama tamahkârlığıyla bir yere varabilirler. Bana kalırsa Kürtler ve çok kızdığımız Barzani de bunun farkında. Fakat Şeyh İdris-i Bitlisi'nin kim olduğunu dahi bilmeyenler Barzani'yle hangi dil üzerinden ilişki kuracaklarını bilmiyorlar. Maalesef refleksler körelmiş durumda. Batı'dan ithal edilen paketler açıldıkça içlerinden husumet, nefret ve çatışma modelleri çıkıyor.
 

Zaman, 14 Nisan 2007, Cumartesi


 

· Daha fazla osmanlı siyasi tarihi
· Haber gönderen mehmetipci


En çok okunan haber: osmanlı siyasi tarihi:
KÖSE MİHAL’İN MEZARI VE HARMANKAYA




Ortalama Puan: 4.25
Toplam Oy: 12


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü






 Yazdırılabilir Sayfa  Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder  Bu Haberi Arkadaşına Gönder



Ziyaretçi İstatistikleri

Açılış Sayfası Yap

Mehmet İPÇİOĞLU tarafından hazırlanan bu site.


3 Temmuz 2001'de aramızdan ayrılan Nejat Göyünç'e İthaf Edilmiştir




Sayfa Üretimi: 0.191 Saniye