0
Makaleler | Osmanlı Tarihçileri | Osmanlı Tarih Deyimleri | Osmanlılar | Popüler Konular | Olaylar| Osmanlı Bibliyografyası | Bildiriler
Süreli Yayınlar| Arşiv Belgeleri & Rehber | Doktora Tezleri | Mücmel Osmanlı Tarihi


· Ana Sayfa
· Anketler
· Araştır
· Hesabınız
· İletişim
· Konular
· Metin Sürümü
· Tavsiye Et
· Yazı Gönder



Şu an sitede, 13 ziyaretçi ve 0 üye bulunuyor.

Kayıtlı değilsiniz. Buraya tıklayarak ücretsiz kayıt olabilirsiniz.



Oryentalistlerin Gözüyle
31 Mart Fotoğrafları
Çeşitli Vesikalar
Osmanlı Arşivinden
Kisve Bahası Belge
Mulâj-i Ruznamçe
Gazavat-ı Murad
Ahkâm Defteri
Feth-i Estergom
ingilizce haritalar
Türkçe haritalar
Şeriyye Sicilleri
Fermanlar
Ermeni Vahşeti
Topkapı Sarayı
Surnâme-i Vehbi
Kıyâfet-nâme
Osmanlı Kilimleri
Osmanlı Nakışı
Osmanlı Vazoları
Osmanlı'da Bağdad











Ottoman History Writing



Nuruosmaniye Kütüphanesinde Bulunan Bazı Kazasker Ruznamçeleri



Europe''s Muslim Capital



Changing Perceptions of the Ottoman Empire: The Early Centuries



Christians, Jews and Muslims in the OttomanEmpire: Lessons for Contemporary Coexistence



Islamızatıon In The Balkans As An Hıstorıographıcal Problem: The Southeast-European Perspectıve



The Guilds Of Jerusalem in Ottoman Period

Makaleler: 4.Bölüm : Nazlı Budin

Anonim writes "

İsmail Tosun Saral
Em. İş Bankası Müdürü
Türk-Macar Dostluk Derneği Yönetim Kurulu üyesi


Tabakhâne Varoşu : Tuna kenarında Budin deresinde geniş bir ova içindedir. Tam bin hâneli mâmur bir varoştur. Kârgir bina, tahta örtülü, ikişer kat evlerdir. Dokuz mahalledir. Ilıca, Yeşildirekli, Ömer Şâhî, Ağa mahalleleri meşhurlardır. Onbir mihrabı, dört çocuk mektebi, üç hanı, üç tekkesi, yüz adet tabak dükkânları, üç adet ılıcası vardır. Başkaca nâiblik olup, subaşısı vardır. Bu varoşdan batıya gidilerek iskele kapısından büyük varoşa girilir.
Büyük Varoş : Evvelâ İskele Kapısından girilen ve kıbleye açılan iki kat sağlam kapısı vardır. Bu kapıdan içeri girüp, batıya doğru Büyük Ahır Kapısına kadar geniş bir cadde vardır. Etrafı bir kat bölme hisardır. Buna ahır bölmesi derler. Ahır Kapısından girilip, yine batı tarafına gidilir ki, burada Toykun Paşa bölmesi derler, başka bir hisar duvarıdır. Bunun kapısından girüp yine batıdan çaddeye gidilirse, buralarda Süleyman Paşa bölmesi derler, bir sağlam duvar vardır. Bunun dahi kapısından girülüp, adı geçen yol ile batıda tâ Gül Baba’ya yakın Horoz Kapısına varıncaya kadar dört kat bölme dolma hisarları vardır. Tâ Orta Hisar duvarına varır. İskele Kapısından Horoz Kapısına kadar varoşun uzunluğu ikibin adımdır. Tuna kenarı yalın kat duvardır. Yedi yerde su kapıları vardır. Yukarı Horoz Kapısı yakınlarında ve Aşağı İskele Kapısı dibinde Tuna içinde ada gibi büyük tabyalar vardır. Her birinde kırkar ellişer şayka ve balyemez toplar ve beşeryüz asker vardır. Horoz kapısından dışarıda güneye, hendek kenarınca bayır yukarı Yenikapıya, oradan Minâre Kapısına, oradan Siyavuş Paşa Kulesine varıncaya kadar tam bin adım yalın kat aşağı varoş duvarları vardır. Bu tarafta olan duvarda kırk adat sağlam kuleler vardır. Buralara GÜL BABA ve türbe bayırları havâledir. Buraların evleri hep Tuna’ya bakar. Ahırkapısı dibinde Tuna içinde bir büyük kule vardır ki, Orta-hisara zemberek ve çarklarla giden Tuna suyu san’at ile bu kuleden çıkar. Bu kuleden iskele kapısına kadar kale duvarı yalın kattır. İskele Kapısı önünde Tuna kenarında köprübaşına bakan Ali Paşa tabyası vardır ki, bütün tabyaların en sağlamıdır. Bu serhadlerde benzeri yoktur. Tuna nehri bu tabyayı ada gibi kuşatmıştır. İki katı topçeker ve her katında yirmişer parça uzun topları vardır. Gül Baba Burnu’ndan eski Budin karşısındaki Kızadasına kadar döver. Yukarı katında olan topları Peşte, Keçgemid sahrasını ve bütün vâdileri dövüp, bu sahralara kuş kondurmaz. Bu tabyanın Tuna’ya bakan tarafında dört köşe beyaz mermer üzerinde sülüs yazı ile bir yazı göründü. Mesafe uzak olduğundan ne çeşit yazı olduğunu öğrenemedim. Hemen bir kayığa binüp, varup okudum. Tabyanın târihi şu imiş:
Bihamdillâh yine Sultan Süleyman Ruhu şâd oldu
Yapıldı şu sütun Seyid Ali Paşa zamanında
Budur Haktan ricâmız feyziyâ ol gazi-i dinin
Hilâfında olanlar can vere piş-i gemanında
Bu tabyanın iç yüzünde bir kat bölme hisar daha vardır ki, içi top güllesi ile doludur. Bu bökmede Tuna’ya bakan toplar vardır. Kalenin anahtarı Dizdar Ağanın elindedir. Muhafa edüp, kimseyi sokmaz. Hattâ hakîr de Köprülü zade Fazıl Ahmed Paşa ile görüp seyredebildim. Bu aşağı varoşun etrafı altıbin adımdır. Beş kat bölme hisarın su kapıları ve duvar kapıları ile tam on adet kapıdır. Tabakhâne varoşu ile berabe yirmi dört mahalle sayılır. Meşhurları: İskele, Ahırkapı, Mustafa Paşa, Dolap, Ali Paşa Burcu, Toygun Paşa, Hacı Sefer, Osman Bey mahalleleridir. İkibin beş yüz adet altlı üstlü, bahçeli, tahta örtülü evleri vardır. Yeni yapılanlar kiremitlidir. Yer yer viran arsaları da vardır. Yirmidört mihrablıdır. Yirmisi kâgir, daördü tahta minârelidir. Dört kurşunlu câmii vardır. Toygun Paşa, hacı Sefer, Osman Bey, Makbul Mustafa Paşa câmileri mükemmel ve sanatlıdır. Beş medresesi vardır. Meşhurları: Makbul Mustafa Paşanın yeni medresesi ile Toygun Paşa medresesidir. Altı mektebi, bir hanı, bir Togun Paşa hamamı vardır. Bu şehrin hamama ihtiyacı yoktur. Çünkü ılıcaları çoktur.
Ilıcaları: Sekiz yerde mükemmel ılıcaları vardır. Kaven, Viyana, Vasilik, Ilısu meşhurlardır. Açık ılıcaya Frengistan’dan ve Macaristan’dan arabalar ile gelirler. Frengi illeti ile diğer yedi illete faydalıfır. Bu ılıcalara girmenin şartı şudur ki, ılıcanın içinde vücut kıpkırmızı olduğu halde dışarı çıkmalı ve hemen elbiseyi giymeli, kendini sıcak tutmalıdır.
Yeşil Direkli Ilıca : Tabakhâne varoşu içinde nehir kenarında sekiz adet kemer üzerinde bir yüksek yuvarlak kubbe vardır. İçinde cennet havuzları vardır ki, muhiti ikiyüz ayaktır. Gayet temiz olup, havuz içine beş sofa, geniş merdivenlerle inilir. Herkes boyuna göre tabakalarda yıkanır. Yüzücülük edenler istedikleri gibi dalarlar. Sekiz kemerin altında sekiz adet hanefî kurnaları vardır. Saf ve temiz dellâkları anlayışlı ve idrâklidir. Bunun suyu ılıktır. Tabiatı sağlam olup, kubbesinin dört köşesi tahta örtülüdür. Bir yeşil direği olduğundan altına (Yeşil Direkli) demişlerdir.
Tabakhâne Ilıcası : Varoş mahalleleri içinde kurşun örtülü mâmur ılıcadır. Bunun da suyu ılıktır. Suyu kükürtlü olup, keskin kükürt kokusu vardır. Hatta kuyumcular bu sudan şişelerle alırlar. Cilâlı iş yapmakta kullanırlar. Hatta hakîrin parmağında celî yazı ile zümrüt üzerine kazınmış ( Seyyah – ı âlem Evliyâ ) yazılı bir gümüş mühürüm vardı. Bu tabakhâne Ilıcasına o mührümle girip çıkmıştım. Mührüm hâlis gümüş iken hâlis altın gibi renk bağlamıştı. Tâ Uyvar fethine gidüp, Belgrad’da bir sene kışladık. Yine mührün rengi değişmedi. Buraya sabahleyin erkekler, öğleden akşama kadar kadınlar girüp, yıkanırlar. Bir çok halveti, sekiz kurnalı bir ılıcadır. Herkes futa ve sileceği ile girüp, temiz çıkar. Ve bir kuruş vermez. Eğer peştamal ve kese lâzım olursa bir akçe verir. Diğer ılıcalar da böyledir. Bir acaip hassası da budur ki, bu hamamın suyu sirke gibidir. Buğday çorbasında o lezzeti verir. Bunun kaynağından aşağı bir çeşit balçık olur. O balçığı kadınlar avret yerlerine sürerler. Bir zerre tüyden eser bırakmaz, döker.
Horoz Kapısı Ilıcası : Bu kapının iç tarafında küçük bir ılıcadır. Sekiz adet tak üzerine yapılmış kiremitle örtülüdür. Tâ ortasındaki havuzun dört tarafındaki arslan havuzlarından sâf sıcak su geçe, gündüz akar. Ama gayet sıcaktır. İnsan tahammül edemez. Budinlilerden biri ölünce akrabası bu ılıcadan fıcılarla su götürüp, cenazeyi yıkarlar. Vakıf tarafından bu hizmete memur adamlar vardır ki, bu Velibey Ilıcasından getirirler. Câmekânı üzerindeki celî yazı ile târihi şudur:
Bu mâkam- î dilgûşanın dediler târihini
Mustâfâ Pâşâ binâsıdır ne alâ bî-bedel
Baruthâne Ilıcası : Velibey Ilıcasının yanındadır.
Yine aşağı varoşta orta yol üzerinde dörtyüz adet dükkân vardır. O kadar san’atlı değilse de her şey satılır. Sokakları eskiden kalma iri kaldırım taşları ile döşelidir. Bu varoşun İskele ve Ahırkapı taraflaru dar mâmur ve kalabalıktır. AhırKapısı denmesinin sebebi, Lâyoş kralın esir aldığı Osmanlıların atlarını buradan hisara koymasıdır.
Budin’nin Yedi tâne tekkesi vardır.
GÜL BABA’nın BEKTAŞİ TEKKESİ vakıfları hepsinden sağlamdır. Horoz Kapısı dışında Velibey Ilıcası yakınında bağlı bir bayır üzerinde mâmur tekkedir. Dervişleri gazaya gider. Kış ve yaz meydanlarında çeşitli, şamdan, çerağ, kandiller, buhurdanlar, gülâptanlar vardır. Kara ve deniz seyyahları mermer kapı ve duvarlarına pek çok mânâlı beyitler yazmışlardır. Bu tekke Gaazi Mihalzâdelerin hayratı olup, gelip geçene nefis yemekleri boldur. Bizzat Gül Baba’da bir çiçekli bahçe içinde kurşun örtülü bir kubbede gömülüdür. Sandukası yeşil çuha ile örtülü olup, mübarek başlarında Bektaşi tacı bulunur. Etrafı çeşitli Arab harfli Kur’an âyetleri ile süslüdür. Hakîrin yazdığım münaip beyit şudur:
Âşık ve sâdıkınım, ettim ziyâret ben gedâ
Bülbül- i güyâ gibi efgan idem ey Gülbaba
Başka bir beyit :
Gül- i gülzar- ı hakikat ve hüdâ
Kutbu aktâb- ı Budin Güllübaba.
Başka bir beyit:
Baba bir kân-ı kerem sultandır
Değil elbette teh- i pir ü gedâ
Merzifondan gelerek tuttu vatan
Şeh Süleyman zâmânı Güllübaba.
Bu çeşit beyitleri yazdıktan sonra mübârek ruhları için bir yâsin-i şerif okudum.
Baba Miftah Tekkesi : Buraya yakın olup, Tuna kenarındadır. İçinde Miftah Baba yatar.
Hızır BabaTekkesi : Ova Kapısı dışında, lodos tarafındaki çennet bahçeleri içinde küçük bir yerdir. Vakıfları azdır. Fukarası çıplaktır. Bizzat Hızır Baba’da burada yatar.
Gürz İlyas Gaazi Tekkesi : Bu da imâm-ı Âzam meshebinden Allah yolunda bir mücahittir. Semendire sancağı yakınında Baba kasabasından bir yiğit imiş. Nice ümmet-i Muhammedi korumuş. Sonunda bir düşman hilesi ile burada şehit düşmüş. Tekkesinin kıble tarafında celî hat ile şu beyitleri gördük:
Mücâhid-i fîsebilillâh idi, her demde Gürz İlyas
Anın âb-ı ruyu içün bize rehber ola İlyas.
İmâretleri şunlardır:
Süleymâniye İmâreti :Bey ve fukaraya çorba ve ekmeği boldur. Saray İmâreti : Divân erbabı fukarasına çorbası boldur. Yeniçeri imâretlerinin de çorbaları devamlıdır. Bütün ocak halkına burada çeşitli yemekler dağıtılır.
Kale dışında üçadet Eflâklı kilisesi vardır. Bunlar Budin’in tâmirine memur bi,n adet hiristiyanlar olup, bütün örfî tekâliften affolunmuşlardır. Kale içinde iki adet Yahudi mahallesi vardır. İki tane de sinagog vardır.
Yedi adet bekar odaları vardır. Suları Tuna’dan gelir. Konaklarında ikiyüz kadar su kuyuları vardır. Yüzelli adet at ve sığırın çevirdiği on değirmenleri vardır. Kış günü Tuna değirmenleri battal olur. Tuna üzerine yetmiş parça gemilerin zincirle birbirine bağlanmasındfan bir köprü yapılmıştır. Üçyüz bekçisi vardır. Gemileri geçirmek için açarlar. Tuna üzerindeki gemilerde un değirmenleri de vardır. Bir de Ali Paşa Tabyası yakınında su kulesindeki demir çarklar görmeye değer. Ahâlisi yirmi yaşına girdiği halde, yüzlerinde tüyden eser olmaz. Renkleri beyaz gülpembesidir. Âyânından sol kol ağası Ömer Ağa, Ömer Zaim, Dizdar Ağa ve Yeniçeri Ağası ile sohbet ettik.
Bilgin doktorlarından Cafer Çelebi, Muslu Ağa, Ali Zaim asrın tek bulunur doktorlarıdır. Bu diyarda cenk çok olmakla, halkının çoğu cerrahlıkta ustadır.. Memi-Zaim, Şazeli Çelebi, Sipâhi Macar Yovan meşhurlarıdır. Macar Yovan İbnisina gibidir. Her gün doktor kitabını okur. Evvelce Orta Câmi hastahâne imiş. Sonra yeniçeri odaları yakınında bir şifâ evi yapmışlar. Gurbetten gelen hastaları oraya koyarak gözetirler.
Şâirlerden Gazi Çelebi, Nazlı Çelebi, Samiî Çelebi ehlidil kimselerdir.
Şekil ve Kıyafetleri : Halkının elbiseleri dizleri boyunda olup, başlarında yeşil ve kırmızı samur kalpak vardır. Kobçalı çakşır ve göderi dolama giyerler. Âyânı, smur ve atlas giyüp, sarık sararlar. Kadınları çuha ferace giyerler. Yassı başlı tarpuş giyüp, üzerine beyaz yaşmak çember öryünürler. Papuçları ve iç edikleri sarıdır. Hiçbir avret çarşı ve pazara çıkmaz.
Şu isimleri vardır: Gazi Pehlivan, Bozo Zaim, Ebru Zaim, Moho Sipâhi, Seyir ve Gazi gibi isimlerdir. Kadınları onurlu ve azâmetli olup, isimleri Fatma, Münire, Asiye, Sultane gibi şeylerdir. Köleleri Macar, Nemçe ve Hırvattır. Gazanfer, Hobrat, Azadlı, Boyak, Solmuş gibi isimleri vardır. Câriyeleri Erdel, İsveç, Macar ve Hirvat kızları olup, Gülmah, Hilâl, Mihrumah, Çaresaz gibi isimleri vardır.
Budin’in su ve havası çok güzel olup, sabah rüzgârı insana can bağışlar. Beşinci iklim sonunda olmakla boylam neharı onaltıbuçuk saattir. Halkı pürsilâh asker olup, tüccarı ve san’at ehli azdır. Buranın demircileri meşhur olup, çeşitli silah yaparlar. Burada Yahudi karıları şayak adıyla bir çuha dokurlar ki, diğer diyarda yoktur. Lâl renkli deve dişi, buğdayı, mercimek ve nohutu çok olur. Buğdayına bit düşmez.
Nimet ve Yemekleri : Budin ahalisi kışın birbirine sıra ziyafetler çekerler. Has ve beyaz ekmekleri, tâze teleme yağı ile pişirilmiş pilavları, leh tavukları püryanı, leh tavukları kapaması, sazan balığı kapaması, uskuta balığı tavası, kara çorbası ve baklavası meşhurdur. Seçme meyvalarıda çoktur. Sulu üzümü olur. Zerdâlisi, şeftâlisi, kiraz ve vişnesi çoktur. Hattâ dağlarında birer ikişr karış ağaçlarında yerli vişnesi olur. Bu şehrin temiz toprağında Peşte, Keçgemid ve Kile sahralarında eski Budin hamonunda pek çok ot, terfil, yonca, ayrık, çayır, çimen, sarımsak, pırasa ve soğan olur.
Bu şehirde harabat erenlerine çeşitli sarhoşluk verici içkileri vardır. Ama ketküşiye adlı sarı yakut renginde billûr gibi haram şarabı olur ki, Bozcaada ve Ankona adasında çıkmaz. Şarhoşluk sersemliği olmayan müsellesi, vinezisi meşhurdur.
Yetmiş yerde mesireleri vardır. Kral bağı, bağlar korusu, kral korusu, Gürz İlyas dağı, Hızır Paşa tekkesi, Miftah Baba tekkesi, Baruthâne kalesi…. Budin bac memurunun dediğine göre Gül Baba bayırlarından ve orta dağlardan, Mohabat bayırlarından tâ Gürz İlyas dağına ve Kile ovası bayırlarına, oradan tâ eski Budin’e varıncaya kadar enine boyuna, üç saatlik yerde yedibin bağ vardır.
Ahalisinin Dil ve lehçeleri : Bütün Budin ahalisi, Bosnalı Boşnaklardır. Bâzı hususî lehçeleri vardır. Meselâ (vefiha), (Mahzal çalam), (Zahire vermişum), (Şayet gelcesin), (Senekuci sevmişim),
( Ya, daha sağ misun) gibi. Ama gayet güzel Macarca bilirler.
Ziyâret Yerleri :
Gazi Gürz İlyas Baba : Baba kasabası’ndan olup, Budin’de şehit olmuş, bir gaazidir.
Gül Baba ziyâreti : Doğduğu yer Merzifon olup, Süleyman Han ile Budin fethinde bulunmuş, ilk cuma namazını kıldığı gün câmi içinde vasiyet ederek vefat edince ikiyüz bin kişilik askerden ibâret cemaât namazını kılmış, Süleyman Han tabutunu götürmüştür.
Şeyh Miftah Baba ziyâret yeri : Bu da Budin fethinde hazır olan azizlerdendir.
Şeyh Hızır Baba mezarı : Ova kapısından dışarıda bağlar içerisindeki tekkesindedir.
Şeyh Muhtar Baba : Direkli Ilıcası Hanı önünde nurlu bir kubbe içindedir.
Kalaylı Koz Ali Paşa : varoşunda bir bayır üzerinde gömülüdür.
Arslan Paşa : Baruthâne kalesini bu yaptırmıştır.
Ahmet Paşa ziyâreti : Orta Hisarda Paşa Câmii avlusunda kurşunlu kubbe içinde gömülüdür.
Budin Mezarlığı : Bu şehrin bütün mezarluğı batıda hazreti Gül Baba yanında olup, orada bice Zâl Oğlu Rüstem geçinen yiğitler, bu sessizler vâdi,sinde yatıp, lisan – ı hâl ile yalvarırlar.
Bali Paşa ziyâreti : Bali Paşa meydanındadır.
Budin’in Etrafında Bulunan Kaleler : Batı tarafında Gül baba ile Bali Bey Ilıcası yakınında Tuna nehri kıyısında Baruthâne kalesi 936 (1529) tarihinde Süleyman Han asrında Mehmet Paşa oğlu Yahya Paşa oğlu şehit Arslan Paşa’nın yapısıdır. Tuna kenarında bir alçak yerde yer yer alçak kayalar üzerinde temeli atılmış dört köşe, dört direğinde birer büyük kulesi, kıbleye bakan bir demir kapısı olan toplu tüfenkli, mükemmel cephâneli, ayrı dizdarlı, üç yüz kale neferli, bir oda barutcubaşı neferli, bir oda celebibaşı neferli, yirmi adet viran evli, çarşı ve pazarsız mâmur bir kaleciktir. Etrafı sekizyüz adımdır. Burada asla evli kimselerin evi yoktur. Etrafında duvara bitişik kârgir mahsenli baruthâneleri vardır. Kalenin bundan başka yeri hep gülistan, bağ, bostan, cayırlık, lâlelik gezinti yerleridir. Hattâ Budin’in bâzı maarif erbabı, âyân ve büyükleri bu ferah yere gelip, gezinirler. Amma barut imalâthânesi işlerken hisar içine hiç kimse giremez. Ve hiç bir amele bu kalede barut kokusundan tütün içemez. Ama barut zamanı olmassa bir çok yâran dizdardan izin alıp, gezerler. Ekseriya kadın tâifesi buralara gelerek gezer. Bunlar buralarda gezinüp, barut çarkı ve dolapları altında akan sularda kırklanırlar. Yâni kırk kere yıkanırlar. Kadınların kanaatine göre daha açılmamış bir gül olan genç bir kızın bahtı açık olmayıp, bir kocaya varamasa ve bir avretin kocası ile geçimi iyi olmasa, yahut bir avretin üzerinde uğursuzluk olsa, bu baruthâne sularına girüp, kırklansa ol kızın bahtı açılıp, bir kocaya varır ve uğursuzluğu kalkar. İşte bu yüzden her zaman bu suya girerler.
Ama kaleyi yapan merhum Arslan Paşa’nın çok usta Macar esirleri varmış. Pek çeşitli san’atlarla demirden ve ahşap sindiyan ve palasantadan dolaplar yapıp, bu dolaplara on iki adet ibret verici çark- ı felek yaptırmıştı. Her çarkın önünde birer adet tunç havan koyup, bütün havan ellerini tunç ve demirden yaptırmıştır. Bu çarkları hep su çevirir. Su dahi ılıca suyudur ki, başka bir kubbeli sıcak sudur. O sıcak suyun ayağı akarak gelip, bu baruthâne çarkları döndürür. Çarklarla dolapların dönmesi ile beraber havan ellerinin, havan içine inip inip çıkması ve gürülrüsü öyle bir seyirdir ki, adam hayran olur. Çok titiz siyah barutu olur. Ve barut imalâthâneleri temmuzda işlemez. Çünkü barutun serkeşliğinden bir kaç kere bu baruthâne tutuşup, harab olmuştur. Ama kışın ve ilkbaharda işler. Barutları kalede mahsene koyarlar. Bu kale dışında yine ılıca suyundan on adet un değirmeni vardır.
Kral İştivan yahut Gürz İlyas Kalesi : Kral İştivan zamanında frenk diyarından (Keranyus) adlı bir papaz Budin’e, Macar kavmini hristiyanlık dininde kuvvetlendirmek için gelmiştir. Bu ölünce kendisini bu ılıca yanında gömerek üzerine (Kanadin) adlı bir mâbet yaparlar. Sonra Gürz İlyas burada şehid olarak vefat edince, bu da Türkün bir evliyâsıdır diye burada gömmüşlerdir. Hâlâ bu yüzden halk arasında Gürz İlyas dağı adı ile meşhurdur. Fakat Budin bir çok kerreler kuşatıldığı için bu dağ başındaki manastır, tekke ve kaleden eser kalmamıştır. Ancak, Gürz İlyas’la papaz ve bir kral-zâdenin taşsız mezar yerleri belirli kalıp, fetihten sonra Budin, Süleyman Han fermanı ile 948 (1541) târihinde Gürz İlyas palangası yapılmıştır. Bir yalçın kaya üzerindedir. Dört tarafı muhafaza etsin diye iç katı taş bina ve dış katı bir palanga ve hisardır ki, göğe baş uzatmıştır. Şâhin, zağanos, kartal ve karakuş yuvaları kayalar üzerinde olup, etrafı sekizyüz adımdır. Ama küçüktür. Güneye açılır bir kapısı, başkaca dizdarı, yüz adet silahlı neferleri, on adet şâhi topları, on adet tahta örtülü nefer evleri, bir câmii ve anbarı, yeteri kadar cephâne ve hizmetkârı ve iki adet su sarnıçları vardır. Bir kayadan akan yağmur suları bu sarnıçlarda toplanır. Kaya üzerinde butün Budin ve Peşte sarayı, eski Budin ve kral bağları ayak altında görülür. Hatta Budin şehrinin kat kat bölme hisarı, kaç top kesen kale ve tabyaları ve ne büyüklüktedir olduğu gibi görünür. Bu dağdan Osmanlı askerinin konduğu Kile sahrasını seyrettik. Allah’ın büyüklüğü ve sonsuz sahra rengârenk çadırlar, otağlar, hayme ve hargâh ile süslü olup, insan ve binek hayvanları ile simsilme olmuş… Bu sahraya Kile denilmesinin sebebi budur ki, Budinlilerin kanaatine göre bu sahra insanla kile gibi dolarsa o askere karşı konulamaz, sahra dolmazsa o sakere mukavemet mümkündür. İşte onun için buraya (Kile) sahrası denilmiştir. Bu sene bu Kile sahrası adamla dolduktan başka güney ve kıble tarafında dağlar ve bağlar içinde Sivas veziri Hasta Kenan Paşa, Maraş veziri Söhrab Mehmet Paşa, Çatra Patra-zâde Ali Paşa, Can Arslan Paşa, Kürt Paşa, bizim efendimiz Kadı-İbrahim Paşa ve daha bir çok beylerbeyiler ve beyler bu sahrada çadır kuracak yer bulamayıp, dağlar içinde kaldılar. Bu derecede asker fazla idi. Bu Gürz İlyas dağının eteğinde bir çok mesireler ve bağlar ve kuyular vardı. Gürz İlyas gaazinin mezarının bulunduğu yere yazdığım beyit şudur :
Mücâhid fîsebilillâh idi her demde Gürz İlyas
Anın ruy – u âbına olsun bize yâr Hızır İlyas
Bundan sonra tepe aşağı tabakhâne varoşu içinden geçüp, Tuna kenarına geldim. Ve acâip olan köprüden geçtim.
KÖPRÜ: Budin kalesinin Ali Paşa tabyası önünde Tuna nehri üzerinden tam yetmiş parça davlumbaz gemiler üzerine uzun direklerle yapılmış bir köprü olup, davlumbaz gemiler birbirine zincirlerle bağlıdır. Ortasında dört gemi var ki, gelip geçici gemiler geldikçe açılıp kapanır. Bu köprüyü üçyüz adet kişi bekler. Köprüyü korumaya oruz adet Budin kulu memeurdur. Kırkbeş adet Peşte kulları da ayrıca korumaya memurdur. Zzı defa Komran kalesinden düşman büyük kütük ve ağaçları birbirine bağlayıp, Tuna’ya bırakır. Öteden beriden bir çok mal çarpıp, yine o gün kaçarlar. Yaz ve kış köprü başında bac memuru durup, gelip geçenden bac alır. Tuna nehri donarsa, köprüye luzum kalmaz. Tuna on, onbeş karış kar tutar. Ve Tuna üzeri geniş cadde olup, binlerce araba ve kızaklar Tuna üzerinden gidip gelir. O zaman bac alınmaz. Üç, dört ay Tuna nehri buz tutar. O zaman köprü gemilerini bir tarafa çekerler. Bu köprü başında sağlam Peşte kalesi vardır.
(Devamı var)


Not: "

 

· Daha fazla osmanlı şehirleri
· Haber gönderen mehmetipci


En çok okunan haber: osmanlı şehirleri:
Kalelerden Estergon Kalesi




Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 3


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü






 Yazdırılabilir Sayfa  Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder  Bu Haberi Arkadaşına Gönder



Ziyaretçi İstatistikleri

Açılış Sayfası Yap

Mehmet İPÇİOĞLU tarafından hazırlanan bu site.


3 Temmuz 2001'de aramızdan ayrılan Nejat Göyünç'e İthaf Edilmiştir




Sayfa Üretimi: 0.199 Saniye