0
Makaleler | Osmanlı Tarihçileri | Osmanlı Tarih Deyimleri | Osmanlılar | Popüler Konular | Olaylar| Osmanlı Bibliyografyası | Bildiriler
Süreli Yayınlar| Arşiv Belgeleri & Rehber | Doktora Tezleri | Mücmel Osmanlı Tarihi


· Ana Sayfa
· Anketler
· Araştır
· Hesabınız
· İletişim
· Konular
· Metin Sürümü
· Tavsiye Et
· Yazı Gönder



Şu an sitede, 36 ziyaretçi ve 0 üye bulunuyor.

Kayıtlı değilsiniz. Buraya tıklayarak ücretsiz kayıt olabilirsiniz.



Oryentalistlerin Gözüyle
31 Mart Fotoğrafları
Çeşitli Vesikalar
Osmanlı Arşivinden
Kisve Bahası Belge
Mulâj-i Ruznamçe
Gazavat-ı Murad
Ahkâm Defteri
Feth-i Estergom
ingilizce haritalar
Türkçe haritalar
Şeriyye Sicilleri
Fermanlar
Ermeni Vahşeti
Topkapı Sarayı
Surnâme-i Vehbi
Kıyâfet-nâme
Osmanlı Kilimleri
Osmanlı Nakışı
Osmanlı Vazoları
Osmanlı'da Bağdad











Ottoman History Writing



Nuruosmaniye Kütüphanesinde Bulunan Bazı Kazasker Ruznamçeleri



Europe''s Muslim Capital



Changing Perceptions of the Ottoman Empire: The Early Centuries



Christians, Jews and Muslims in the OttomanEmpire: Lessons for Contemporary Coexistence



Islamızatıon In The Balkans As An Hıstorıographıcal Problem: The Southeast-European Perspectıve



The Guilds Of Jerusalem in Ottoman Period

 
  Tarih Boyunca Türk–Ermeni İlişkileri Sempozyumu Sonuç Bildirisi



Sempozyuma sunulan bildirgeler ve yapılan konuşmalar ayrıca yayınlanacak olmakla birlikte, bu sempozyum sonunda bir bildiri yayınlanması ve özellikle sempozyumda yapılan yazılı veya sözlü önerilerin dile getirilmesinde yarar görülmüştür. Bu geniş kapsamlı uzmanlar sempozyumunun yapılması çok yararlı bir girişim sayılmalıdır. Harcanan bu çalışmaların heba olmaması için en geç bir yıl içinde bu sempozyumun tekrarlanması ve bir yıl içerisinde elde edilen sonuçların irdelenmesi gereklidir. Sempozyum sonuçlarının Ankara’da Ermeni Araştırmaları Enstitüsü tarafından izlenerek gelecek toplantıya bir rapor yazılması kararlaştırılmıştır.


Genç Türkiye Cumhuriyeti hümanist evrensel yaklaşımlarla ve ülkeyi barışçı bir çevrede yeniden kurmak için yaşanan yakın tarih felaketleri olan Balkanlar, Kafkasya ve Kırım’dan göçlerde ve sürgünlerde yaşanan zulümleri unutmayı, ileriye dönük bir barış atmosferi yaratmayı tercih etmiştir. Oysa, olaylar ve gerçekler bu bilinçli hatırlamama tutumunun değişikliğe uğramasına yol açmıştır. Savunma için tarihi gerçekleri tüm çıplaklığıyla bilmek zorundayız. İmparatorluklar yıkılır, bazı etnik grupların bağımsızlık emeli uyanır, fakat bu kavimlerin mücadelelerini yürütecek öncülerin ve stratejilerinin hatalarını tarih ödetir. Ermeniler azınlıkta oldukları bir bölgede yanlış taktikler, stratejiler ve örgütlenmelerle yanlış bir savaş vermişlerdir. Sonuçlar, her iki taraf için üzücüdür ve trajik bir çözümsüzlük yaratmıştır. Tarihî gerçekler ışığında bu olaylar ancak mukatele, yani karşılıklı kırım olarak tanımlanabilir. Bu ortamın ve çatışmaların soykırım fiilleriyle benzeştirilmesi yanlıştır. Hitler Almanya’sının 6 milyon Yahudi’yi ve 1 milyon çingeneyi yok eden ırkçı eylemiyle benzeştirilecek olaylar değildir. Bu, tarihe ve gerçek soykırım, yani Yahudilerin “Holocaust“ kurbanlarına karşı bir haksızlıktır.


Sempozyuma iştirak edenler soykırımın bir uluslararası suç olduğunu ve 9.12.1948 tarihli soykırımı suçunu önleme ve cezalandırma sözleşmesinin 2 nci maddesinin bu suçu tanımladığı hususunda görüş birliği içindedirler. Bu maddeye göre Ermeni olayları soykırım olarak değerlendirilemez.


Tehcir, bir eylem olarak insanlığa karşı suç çerçevesine girmez. Buna mukabil, 1912-1913 Balkan Savaşları en ağır etnik temizlik örneği olarak 20 nci Yüzyılın ilk soykırımı sayılmalıdır. Bu bağlamda, aşağıdaki hususların gözden uzak tutulmaması gereklidir.


Soykırımı Sözleşmesi, bu suçu hakikî şahısların işleyebileceğini göstermektedir. Soykırımı yapılıp yapılmadığını tespit etmek ve bu konuda hüküm vermekle yetkili mahkeme, soykırımı eyleminin yapıldığı yer mahkemesidir. Ayrıca akit taraflar aralarında anlaşırlarsa, dava, bir uluslararası ceza mahkemesinde görülür. Bu nedenle, parlamentoların, derneklerin, başka örgütlerin veya kişilerin soykırımı yapıldığı yolunda bir karar alma yetkileri yoktur. Soykırımı Sözleşmesinin yorumu, uygulanması ve hayata geçirilmesi konusunda itilaf varsa, taraflardan biri, konuyu Uluslararası Adalet Divanına götürebilir.


Bu bağlamda, Fransa Parlamentosunun soykırım yapıldığı konusunda bir karar alma ve yasa çıkarma yetkisi bulunmamaktadır. Oysa Fransa Parlamentosu ve benzer kararları alan parlamentolar yetkileri dahilinde bulunmayan bir karar almışlardır. Fransa Hükümeti, kararı yasalaştırarak uluslararası hukuka aykırı davranmıştır. Türkiye’nin bu yetkisizliği tespit amacıyla Uluslararası Adalet Divanına başvurması sempozyumda önerilen hususlar arasındadır.


Osmanlı Ermenileri, Osmanlı Devletine karşı savaşmışlar ve bu hususu Sévres Anlaşması müzakerelerine savaşan taraf olarak katılma talebinde bulunarak resmen kabul etmişlerdir. Siyasî mücadele yapan gruplar, Soykırım Sözleşmesinin dışında kalmaktadır. Osmanlı Devleti, İttihat ve Terakki döneminde, tehcir sırasında, göçe tabi tutulanlara kötü muamele yaptıkları, mal ve canlarını koruyamadıkları savı ile 1 367 görevliyi mahkûm etmiş, bunlardan yaklaşık yarısını da idam etmiştir. Soykırımı yapan bir ülkenin böyle davranması olası değildir.


Ermeni sorununa eğilenlerin büyük çoğunluğu 1915’te yaşanan bir insanlık trajedisi sırasında, Osmanlı vatandaşlarının katliama uğradıkları ve bunlar arasında pek çok Ermeni’nin büyük acılar çektikleri ve hayatlarını kaybettikleri konusunda kanaat sahibidirler. Bu çeşit eylemler savaş sırasında ve karşılıklı olarak yapılmış olsa da, hoş görülecek, alkışlanan tutumlar sayılamaz. O eylemlerde ölenlerin soylarının belleklerine işlemiş olan ve günümüze kadar gelen acıların yok sayılması, küçümsenmesi doğru olmamalıdır. Ancak, anılan acıları taraflardan sadece birinin çektiği düşüncesinin ve bunu o çatışmaların kışkırtıcıları tarafından bugün de desteklenmesini kabul olunacak bir yaklaşım saymak mümkün değildir.


Ermenistan Cumhuriyeti bölgede saldırgan bir tavır içindedir. Ermenistan’ın ASALA terör örgütünü desteklemeye devam ettiği bilinmektedir. Türkiye’nin doğusunu bir millî hedef halinde Batı Ermenistan olarak adlandırmaktadır. Türkiye ile arasındaki sınırı tespit eden 1921 Kars Anlaşmasını feshettiğini açıklamıştır.


Ermenistan, ayrıca Azerbaycan topraklarını da kısmen işgal etmiştir ve bir ‘büyük Ermenistan’ davası peşindedir.


Ermenistan Cumhurbaşkanı, bir Türk gazetecisine verdiği demeçte kullandığı ifadelerle soykırım tanınmasın ilişkilerin normalleşmesi için bir koşul olduğunu belirtmiştir.


Ermeni soykırımı konusunda kimi Batılı ülke parlamentolarında yapılan girişimlerin arkasında Ermeni Hükümetinin bulunduğu aşikârdır.

Sempozyuma katılan konuşmacılar, Türkiye’nin insanî yardım kisvesi altında Ermenistan’a havadan yapılan nakliyatın durdurulması, İstanbul-Erivan arasındaki uçak seferlerine son verilmesi ve bu ülkeye yönelik dolaylı yiyecek ihracatının kısıtlanması gibi yaptırımlar uygulanmasına ilaveten, bu ülkeyi uluslararası örgütlere şikâyet ederek, kınanmasının sağlanmasını önermişlerdir. Keza, sempozyumdaki konuşmacılar, Amerika Birleşik Devletleri ve başka parlamentolar nezdinde, Ermeniler veya onların taraftarlarınca yapılan soykırımını tanıma girişimlerini en etkin şekilde akamete uğratma yönteminin hukuksal alan olduğunu ve bu konuda geç kalınmaması icap ettiğini ve Dışişleri Bakanlığının, Türk ve uluslararası uzmanlardan kurulu bir hukuk danışma komitesi kurarak, Türkiye’nin girişimlerine esas teşkil edecek temel unsurları oluşturmasını önermişlerdir.


Pek çok konuşmacı, Ermenilerin kimliklerini oluşturan bir dogma haline gelen soykırım konusunda herhangi ortak bilimsel inceleme, araştırma yapılmasına katılmak istemeyeceklerini, bu nedenle de, davet edildikleri bu sempozyuma katılmadıklarını, tek isteklerinin gerçek saydıkları soykırımının Türkiye tarafından tanınması olduğu vurgulamışlardır.


Sempozyuma iştirak edenler pek çok görüş yanında, aşağıdaki ayrıntılı önerileri de dile getirmişlerdir.


Tarihî araştırmaların gerçek belgelere ve bilgilere dayanması çok büyük önem taşımaktadır. Maalesef kimi Ermeni tarihçileri ve onları destekleyenler belgeler üzerinde tahrifat yapmışlar ya da hiç olmayan belgeleri varmış gibi göstererek dünya kamuoyunu yanıltmışlardır. Bu tahrifatın önlenmesi ve gerçeklerin ortaya çıkarılması için tüm gayretler gösterilmeli ve bu önemli çalışma için gerekli fonlar tahsis olunmalıdır.


Tarihî araştırmaların önceden tespit edilecek bir plana göre teşviki büyük öncelik taşımaktadır. Bu araştırmaları yapacak tarihçilerin gereğinde burs vererek yetiştirilmesi elzemdir. Bu alanda yapılan araştırmaların ve yazılmış doktora tezlerin malî imkânsızlık nedeniyle bastırılamadığı bilinmektedir. Üniversitelere bu amaçla malî destek sağlanması önerilmektedir.


Yapılacak araştırmalar meyanında, Amerika Library of Congress de bulunan 1914-1921 tarihlerinde yayımlanan Ermenice gazete koleksiyonlarının incelenmesi pek çok gerçeğin Ermeni ağzıyla ortaya çıkarılmasına yardım edecektir. Arşivler Genel Müdürlüğünün yayınladığı Osmanlı-Ermeni İlişkileri 1915-1921 adlı yapıtın içerdiği belgelerin ilk aşamada İngilizce’ye çevrilmesinde büyük yarar vardır. Keza, Anadolu’daki Ermeni mezalimi adlı dört ciltlik eserdeki belgelerin İngilizce’ye çevrilerek yayınlanması önerilmiştir. Yayınlanacak bu gibi araştırma ve incelemelerin dağıtımı profesyonelce ele alınmalı ve sonuçları sürekli olarak izlenmelidir.


Ermeni soykırımı savlarının yanlışlığını ve tarihî tahrifatın önlenmesini sağlamak amacıyla faaliyet gösteren tüm kurumlar arasında eşgüdümü ve izlemeyi sağlayacak bir yapı oluşturulması gereğinin sempozyumda altı çizilmiştir. Bu bağlamda, Ermeni Araştırmaları Enstitüsünün aktif bir görev üslenmesi yararlı olacaktır.


Yurt içinde ve yurt dışında görev yapan Türk-Amerikan Dernekleri Asamblesi, Türk-Amerikan Dernekleri Federasyonu ve Turkish Forum gibi Amerika’da veya Avrupa’da faaliyet gösteren derneklerin desteklenmesinin çok büyük önem taşıdığı vurgulanmıştır.

Bu arada, Amerika’da kurulmuş bulunan Türk Etütleri Enstitüsünün, Türkiye ile Amerika arasındaki stratejik, politik ve ekonomik ilişkiler alanında araştırmalar yapan bir araştırma merkezine dönüştürülmesi üzerinde durulmaya değer bir görüş olarak ileri sürülmüştür.


Türk Demokrasi Vakfının, Ermeni soykırım iddialarını göğüsleme ve geriletme eylem planı çerçevesindeki faaliyetleri de sempozyum katılımcıları tarafından takdirle karşılanmıştır.


Sempozyum katılımcıları, son olarak, Ermenistan’ın olumlu bir yaklaşım sergilememesine rağmen, Türkiye ile Ermenistan arasında tarihî gerçeklerin bilimsel bir yaklaşımla aydınlatılması amacıyla, ortak inceleme ve araştırmalar yapılması üzerinde önemle durmuşlardır.


Sempozyum katılımcıları işbu bildirinin önemini binaen Türk Parlamenterler Birliği tarafından Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığına sunulmasını önemle vurgulamışlardır.






[ Geri Dön ]

Bildiriler

Copyright © Gönderen: Osmanlı Araştırmaları - (1681 okuma)

 
 

Encyclopedia ©

Ziyaretçi İstatistikleri

Açılış Sayfası Yap

Mehmet İPÇİOĞLU tarafından hazırlanan bu site.


3 Temmuz 2001'de aramızdan ayrılan Nejat Göyünç'e İthaf Edilmiştir




Sayfa Üretimi: 0.210 Saniye